ASGARİ ÜCRET TESPİT KOMİSYONU TOPLANDI
Asgari Ücret Tespit Komisyonu 2 Aralık 2019 Pazartesi günü Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ev sahipliğinde Reşat Moralı Toplantı Salonu’nda toplandı. 2020 yılı için uygulanacak Asgari Ücretin belirleneceği Komisyon’un ilk toplantısına Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt SELÇUK da katıldı. İşçi kesimini temsilen konfederasyonumuz TÜRK-İŞ’in katıldığı Asgari Ücret Tespit Komisyonu İşçi Heyeti Başkanlığı’nı bu yıl da Genel Başkanımız ve TÜRK-İŞ Genel Eğitim Sekreteri Nazmi IRGAT üstelendi.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun ikinci toplantısı TÜRK-İŞ ‘in ev sahipliğinde 10 Aralık 2019 Salı günü, üçüncü toplantısı ise TİSK’in ev sahipliğinde 17 Aralık Salı günü toplanacak. 2020 yılında uygulanacak asgari ücret ise dördüncü ve son Komisyon toplantısı ile Aralık ayının son haftasında belirlenerek ilan edilecek.
Genel Başkan IRGAT Komisyon’da basın mensuplarına yaptığı konuşmada şunları kaydetti:
“Sayın Bakanım,
Asgari Ücret Tespit Komisyonunun Değerli Üyeleri,
Değerli Basın Emekçileri,
Hepinizi Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu ve şahsım adına saygıyla
selamlıyorum.
Bakanlığın çağrısı üzerine, 2020 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirlemek üzere
toplanmış bulunuyoruz.
Toplumun büyük bir çoğunluğu Komisyon çalışmalarının sonucunu merakla
beklemektedir. Çünkü asgari ücret düzeyinin; idari para cezalarından sosyal güvenlik primine
esas günlük kazancın alt sınırına, işsizlik ödeneğinden bireysel emeklilik sistemi katkı payına,
asgari geçim indiriminden isteğe bağlı sigortalılığa kadar uzanan birçok alanda, doğrudan veya
dolaylı olarak etkisi bulunaktadır.
Ancak, özellikle asgari ücret alarak yaşamlarını sürdürmek zorunda olan çalışanların
beklentisi çok daha farklıdır. Her alanda devam eden fiyat artışları karşısında geçim şartları
giderek ağırlaşmaktadır. Çalışanların ve ailelerinin geleceğe dair umutları kaybolmamalıdır.
Yarın enflasyondaki son durum devletin istatistik kurumu tarafından açıklanacaktır.
Özellikle vurgulamak gerekir ki, resmi enflasyon ile halkın enflasyonu arasındaki fark
giderek artmaktadır. Hissedilen ve yaşanılan enflasyon daha yüksektir. Doğalgaz ve elektrik
gibi dar gelirli kesimlerin harcamalarında ağırlığı bulunan hizmetlerdeki fiyat artışı dayanılmaz
boyutlarda olmuştur. Gıda fiyatlarındaki artışın aile bütçesine getirdiği yük mutfak
harcamasında bile kısıntıya neden olmuştur.
Fiyat artışları söz konusu olduğunda temel alınan artış oranı -nedense- ücret artışlarında
geçerli değildir. Diğer bir ifadeyle, ücretli çalışanlardan alırken ölçü kepçe olurken verirken
kaşıktır.
Asgari ücret kadar bir gelirin vergi dışı bırakılması tüm emek örgütlerinin ortak
talebidir. Ancak yıllardır bu konuda bir adım atılmamıştır. Asgari ücretli bile yılın son dört
ayında bir üst dilimden oranla vergi ödemek zorunda kalmaktadır. Kuşkusuz vergi kaybının
giderildiği ileri sürülecektir. Doğru ve fakat eksik bir değerlendirmedir. Bekar bir işçi açısından
belki geçerli bir savunmadır. Ancak evli, iki veya üç çocuklu bir asgari ücretlinin eline geçen
tutar yılın son aylarında azalmakta ve bu kayıp ortadan kalkmamaktadır. Sadece bekar bir
işçinin net asgari ücreti olan 2.020 TL seviyesine getirilmektedir. Vergi kaybı yine devam
etmektedir.
Anayasada ifadesini bulan ve “Türk toplumunun temeli” olan ailenin korunması
maalesef asgari ücret uygulamasında karşılığını bulmamaktadır. Ailenin huzur ve refahı ve
özellikle ananın ve çocukların korunması asgari ücret belirlenirken dikkate alınması gereken
temel ilkelerden biri olmalıdır. Ücretli çalışanların zaten yetersiz olan gelirleri enflasyon
karşısında iyice erimiştir. Asgari ücret daha tespit edilirken eksiktir. 2019 yılı asgari ücret
belirlenirken, görev verilen istatistik kurumu tek bir işçinin geçim ücretini net 2.213,40 TL
olarak hesaplamıştır. Bu tutar, daha tartışma konusu olurken, Komisyon asgari ücreti bu
tutardan yaklaşık 200 TL daha düşük olarak ilan etmiştir.
Aradaki fark ya harcamaları kısarak, yaşama standardını düşürerek karşılanmaya
çalışılmakta ya da borçlanılarak gelecekteki gelire ipotek koyulmaktadır.
TÜRK-İŞ, geçtiğimiz hafta açıkladığı araştırmasında, bekar bir işçinin yaşama
maliyetini aylık net 2.578 TL olarak belirlemiştir. Bekar bir işçi geçerli asgari ücret ile
yapılması gereken harcama arasındaki fark giderek artmıştır.
Asgari ücreti geçmiş bir yılın seviyesiyle kıyaslayarak enflasyonun üstünde belirlendiği
ileri sürülebilir. Simit-çay hesabı da yapılabilir. Yumurta karşısında satın alma gücünün
arttığını söylemek de pekala mümkündür.
Asgari Ücret Tespit Komisyonunun Değerli Üyeleri,
Değerli Basın Mensupları,
Halen geçerli olan asgari ücret, bekar bir işçi için günlük net 67 lira 36 kuruştur. Asgari
ücretin belirlenmesini düzenleyen Asgari Ücret Yönetmeliği uyarınca, asgari ücret, pazarlık
ücreti değildir. “İşçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını
günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücret” olarak tanımlanmaktadır.
Asgari ücret belirlenirken, Anayasada ifadesini bulan işçilerin “geçim şartları” dikkate
alınmamaktadır. Bilimsel, objektif yöntemler ve güvenilir verilerle tespit edilmemektedir.
Pazarlık konusu yapılmaktadır.
Asgari ücret ülkede uygulanmakta olan ekonomik ve sosyal politikaların bir
yansımasıdır.
Asgari ücret tespit edilirken aile dikkate alınmamaktadır.
Geçim şartları bir yana bırakılmaktadır.
Asgari ücretli bir işçinin net ücreti vergi nedeniyle son aylarda eksilmektedir.
Asgari ücret bir türlü vergi dışı bırakılmamıştır.
Asgari ücretin yetersizliği bugün herkes tarafından kabul edilmektedir.
Uluslararası Çalışma Örgütü tanımlamasıyla çalışanların “insana yakışır şartlarda”
istihdam edilmeleri, yaşama ve iş koşullarının bu kapsamda olması sağlanmalıdır.
Çalışanlar ve ailelerinin geçimine “yetecek ücret” Komisyon çalışmalarının temel amacı
olmalıdır. Ancak ülkenin “ekonomik şartları” gerekçe yapılarak asgari ücret düşük belirlenmek
istenmektedir. Oysa ülkenin ekonomik kurumları, resmi rapor ve açıklamalarında olumlu
gelişmelere işaret etmektedir. Bu veriler Komisyon çalışmalarında da sosyal taraflarla
paylaşılmaktadır. Ama söz konusu asgari ücret olunca yine işçiden fedakarlık beklentileri
gündeme taşınmaktadır. İşsizlik baskısı, yeni çalışma alanlarının sağlanmasında karşılaşılan
güçlükler, aynı gemide olduğumuz hususu ön plan çıkarılmaktadır.
Türkiye’de istihdam ve işsizlik sorunun temelinde uygulanan ekonomik ve mali
politikalar bulunmaktadır. İşçilerin olumsuz bir etkisi söz konusu değildir.
İşçinin emeği ve birikimine yönelik uygulamalardan artık vazgeçilmelidir. Ücretli
kesimin işsizlik riskine karşı oluşturulan işsizlik sigortası fonu, işveren kesimine sağlanan
teşvik ve muafiyetlerin kaynağı haline getirilmiştir. Asgari ücretliden kesilen vergi kadar bir
tutar, işverenlere sosyal güvenlik prim indirimi olarak verilmektedir.
Asgari Ücret Tespit Komisyonunun Değerli Üyeleri,
Değerli Basın Mensupları,
Asgari ücretli çalışanlar, aileleriyle birlikte insanca yaşamak istemektedir. Yokluk ve
yoksulluk içinde insanlar, düşük bir ücretle çalışmak zorunda kalabilmektedir. Kayıt dışı olarak
çok olumsuz şartlarda işleri kabul edebilmektedir.
Sosyal devlete yakışan, buna izin vermemek ve gereken tedbirleri almaktır. Yaşama ve
çalışma şartlarını iyileştirmektir. Çatışmalara yol açacak gelişmeleri önlemek ve toplumsal
bütünleşmeyi sarsılmaz biçimde sağlamaktır. Sosyal devlet ilkesi sadece Anayasada yer alan bir
ifade olarak kalmamalıdır. Fiilen de uygulanmalıdır. Toplumun büyük bir çoğunluğunun köklü
ve uzun soluklu ekonomik ve sosyal sorunlarına çare olmalıdır.
Asgari ücret önemli bir sosyal politika aracıdır. Sosyal devlet ilkesinin gereği olarak
hükümet tercihini dar ve sabit gelirli kesimden yana yapmalıdır.
Asgari ücret, işçinin çalışabileceği en düşük gelirdir. Bunun üzerinde ücretin
belirlenmesi mümkün ancak bunun altında bir ücretle çalışılması söz konusu değildir. Ne yazık
ki, ülkede çalışanların neredeyse yarısının ‘prime esas kazancı’ asgari ücret düzeyindedir.
Ortalama ücret ise asgari ücretin bir katı bile değildir. Ülke genelinde işçilerin prime esas
ortalama günlük kazancı SGK üst sınırının ancak beşte biri düzeyindedir.
İnsanların çaresizliği ve işsizliği asgari ücreti düşük belirlemenin gerekçesi
yapılmamalıdır. Türkiye, rekabet şartlarını düşük ücret politikasıyla sürdüren bir ülke
olmamalıdır. İnsan odaklı politikaların uygulandığı ülkelerde asgari ücret, işçinin ailesi ile
birlikte insan onuruna yakışır yaşam sürdürebilmesini sağlayan seviyededir.
Dünyada gelişmiş ilk 20 ülke içinde olan Türkiye, bu performansını asgari ücret
seviyesinde de göstermelidir. Avrupa Birliği ülkeleri asgari ücret sıralamasındaki yeri
ülkemizin konumuna yakışmamaktadır. Dünyanın her ülkesine kaliteli mal ve hizmet ihracatı
yapan Türkiye, ücret ve çalışma şartları, örgütlenme düzeyi, sosyal diyalog konusundaki
yaklaşımıyla da örnek olmalıdır.
2020 yılı için asgari ücretle çalışanlardan fedakarlık beklenmemelidir. Fedakarlığı
ekonomik gücü olanlar yapmalıdır. Asgari ücretle çalışmak durumunda olan milyonlarca asgari
ücretli işçi ve ailesi bu çalışmaların olumlu sonuçlanmasını beklemektedir.
Çalışanların geçim şartlarının iyileştirilmesi öncelikli konumuzdur. Ekonomik ve sosyal
politikalar insanların mutluluğu ve refahı içindir. Gelirin adaletli dağılması iş barışının
güvencesidir. Asgari ücret belirlemelerine daha geniş çerçevede yaklaşılmalıdır.
Asgari ücret konusundaki yaklaşımımızı, savunduğumuz ilkeleri her Komisyon
toplantısında ifade ettik. Komisyon çalışmalarında belirleyici olan hükümetin yaklaşımıdır.
Geçmiş kararlara bakıldığında, hükümetin ağırlıklı olarak işveren kesimiyle birlikte tutum
aldığı görülmektedir. İşçi kesimi olarak alınan kararlara katılım sağlanacak bir noktaya
ulaşamadık. Umut ederim ki, beklentilere uygun bir asgari ücreti bu yıl tespit etme imkanını
hep birlikte buluruz.
Ülkemizin işçi kesimi olarak Komisyon çalışmalarına katkımız bu çerçeve içinde
mümkün olacaktır. Yapılacak çalışmaların ülkeye ve sosyal taraflara yararlı olmasını ve olumlu
sonuçlanmasını temenni ederiz.”
TEKSİF BASIN BÜROSU




